KENDİMİZİ TANIMANIN ANAHTARI : DUYGULARIMIZ…

Pek çok insan kendini tanıma ve anlamlandırmayla ilgili sorunu yaşar. bazılarımız hissettiklerini yakalayabilirken bazılarımız ise bir şey hissettiğini ama bunu tanımlayamadığını ifade eder. kısaca pek çok insanın duygularıyla kafası karışıktır.
Peki duygularımızı ifade etmek ve onları kontrol etmek mümkün mü?

Duygular beynin hem limbik hem de otonom sinir sistemiyle ilgilidir. Bu sebeple heyecanlandığımızda terleme, kızarma, kalp atışlarında artma, hızlı nefes alıp verme gibi bedensel tepkiler gözlenir.
Duygular, kişinin düşünce ve algılarından etkilenir. Çevredeki olayların algılanması, kişinin kendi içsel sürecindeki değerlendirmesi ve olayları yorumlama biçiminden ortay çıkan duygular herkes tarafından farklı anlamlandırılıp, değerlendirilebilir.
Duyguları temel ve karmaşık olmak üzere iki gruba ayırmak mümkündür. Temel duygular korku, üzüntü, öfke, mutluluk iken; karmaşık duygular kişinin olaylara bakış açısıyla beraber değerlendirdiği düşüncelerin bileşiminden oluşan yetersizlik, hayal kırıklığı, küçümsenme gibi duygulardır.


Temel duygular daha tepkisel ve anlık oluşan otonom sinir sistemi tarafından fizyolojik belirtilerin açığa çıktığı istemsiz bir durumdur. Karmaşık duygular ise gelişen olaylara bakış açımızla birlikte anlam kattığımız halk arasında alınganlık olarak tabir edilen durumlara yol açan kişinin kendisiyle ilgili düşünsel bir kanıya varması sonucu otomatik gelişen olumsuz duygulardır ve uzun süreli fizyolojik belirtilerin açığa çıktığı bir süreçtir.
Duygular, ruh halimizi belirleyen en önemli unsurdur. Genellikle saf olarak karşımıza çıkmayan duygular yaşanan olayları değerlendirdiğinizde bir ya da birden çok duyguyu bir arada içerebilir.
Duyguları tanımanın iki aşaması vardır.
* Bilinçaltımızdan gelen bastırılmış duygularımız
* Bedene dönmek

Bilinçaltımızın aynası olan içeride tutulan duygular kişinin çeşitli fizyolojik ve psikolojik belirtiler yaşamasına sebep olur.

Endişe Hali: bazen belirsizliklerle karşılaşınca ortaya çıkan temel bir duygu olan endişe herkeste varolan bir durumdur. fakat beklenmedik olumsuz duyguların düşüncelerle birleşimi kaygılara yol açabilir. bazen de bir durumla ilişkiliymiş gibi gelmeyebilir bu durumda güçlü ve ifade edilmemiş duygular sonucu oluştuğu söylenebilir.

 

Psikosomatik Semptomlar: kuvvetli duyguları tanımlamak ve ifade etmeyi öğrenmek pek çok psikosomatik semptomun azalmasını ya da kaybolmasını sağlayabilmektedir.

Kas Gerginliği: gergin, sıkılmış kaslar büyük ölçüde duyguların uzun süreli ifade edilmemesi sonucu ortaya çıkan yaygın bir belirtidir. Duygular ifade edilmeyip bastırıldığında belirli kasmalarımızı sıkmaya yönelebiliriz.

 

Sıkışmış duygu: depresyon olarak da bilinen bu durum bazı kayıplardan sonra üzüntü ve yas hali olarak depresif süreç gelişebilir ve bu durumdan kurtulmanın en pratik yolu gözyaşlarımızın akmasına izin vermektir. Kişinin kendine yönlendirdiği maskelenmiş kızgınlık ya da öfkenin içeride tutulması hali de sıkışmış duyguların patlamasına yol açabilir. Özellikle kendinize yaptığınız eleştirinin dozu yüksekse, belirli bir kaybınız yoksa, kendinize yüklendiğiniz bir dönemdeyseniz kendimize “neye kızgınım?” sorusunu mutlaka yöneltmeliyiz.

BEDENE DÖNMEK

* Şimdi kendinize bir sorun bugün bedenim nasıl?
*Ağrıyan, sızlayan, uyuşuk hissettiğim, gerginlik ya da herhangi bir şeyin varlığını yakaladığım bir durum mevcut mu?
*Eğer mevcutsa bu ağrıya odaklanın. Bu ağrıda hangi duygular mevcut olabilir?
(duygunuzu fark edemiyorsanız karmaşık olmalı o zamana içinde barındırdığı temel duygulara bakmayı deneyin)
ve son soru

*Bugün bana böyle hissettiren ne oldu?